|
KIVRILMIŞ BİR HAYAT PARÇASI
boş bir kağıt vardı ilk önce...
tertemiz, kaygan, gıcır..
güzel kokulu
belki çizgili
belki kareli
belki de porteli
bembeyaz..
soldu,
solacak
kararacak...
kıvırdığında kağıdı,
anlarsın başıyla sonunun güçsüzlüğünü
anlarsın, aslolan ortasıdır,
aslolan, asıl yükü taşıyan.
gelişme paragrafındaki yazının;
yazıdaki kağıtla, kağıttaki yazının...
o zaman, geriye bakmadan olduğun yerde dağıtacaksın mürekkebini.
en ortasında
en derin ve en kalıcı iz için.
Unutma, en manalar, en anlar, en yaşansal durumlar ortasındadır
kağıdın.
ortası belkide en geniş yüzeyidir.
her ne kadar eşitse de kağıt
ortasıdır orta olan, aslolan...
yılmayacaksın uzunluğunda yazının
taşıyacaksın
derin, koyu
mürekkebinle.
yayacaksın...
yazına geldiğinde sonunda,
kağıdında boş yer kalmamalı
oldurabildiğin kadar doldurabilmeli,
kondurabilmeli en sonunda mutlaka;
üç nokta imi...
belki de ünlem
ama soru; asla değil.
yazı bitmediğinden değil,
gelecek devam edebilsin diye;
eklenebilsin diye...
yırtmamalısın kağıdını
yırtıldığında geri dönüş yoktur.
kıvırtmamalısın kağıdını başkasına,
asla düzgünleştiremezsin.
solacaktır zamanla, bu normal
kararacaktır da belki, elin kirinden.
hep en üstteki kağıt olmalısın,
belki kapak, belki index
belkide içten bir önsöz
ama mutlaka olmalısın...
kıvrılmış olmamalısın,
tenekesinde çöpün.
atılmamalısın basket edasıyla;
yuvarlanmamalısın.
ıslanmamalısın mesela..
yağmura dikkat et,
gözyaşına da.
kandan uzak dur hep...
en özünde ol, orada kal
sade, düz,
basit ol.
öyle kal.
ama dolu dolu yay mürekkebini.
dolu dolu iz bırak...
20,1,2009 00:17 |