ARNAVUT KALDIRIMI

incecik bir sokaktı.. baştan aşağı eski, yeri geldiğinde formunu yitirmiş, bazı uçları pürüzlenmiş ve hatta keskinleşmiş arnavut kaldırımıyla bezeli, hayli ince bir sokak...
bir tarafında ufak bir köhne ahşap ev, diğer tarafında ise kirli sarı renge boyanmış koskocaman taş bir bina durmaktaydı seneler boyu..
daracık olmasına rağmen yıllar hizmet etti bu sokak insanlara, hayvanlara... gün içinde yüzlerce insan bir oraya, bir buraya geçiyor, bazen, bazıları karşılaştıklarında selamlaşıyorlardı bile..yağmur yağdığında binaların arka bahçelerinden gelen ıslak yaprağın toprağa düştüğünde saldığı koku arnavut kaldırımlarıyla bezeli sokağa kadar ulaşıyordu..
yine arnavut kaldırımlarının yağmurdan dolayı sırılsıklam olduğu bir günün akşamında, hava henüz kararmaya başlamış, aydede yüzünü bu ıslak kaldırımlarda etrafa saçmakla meşgul olmaya henüz başlamışken sokağın bir ucundan diğer ucuna, kirli sarı taş binanın önüne doğru hızlı bir biçimde bir araba geçti..arabanın tamda doldurulmamış hafif inik lastiklerinin ıslak arnavut kaldırımlarından geçerken çıkarttığı yüksek gürültü, eski arabanın motorundan çıkan gürültüden neredeyse daha fazlaydı... köhne ahşap binanın kırık penceresinden dışarıya beline kadar sarkmış eski perdenin meraklı gözleri, arabanın çok acı bir frenle durduğunu ve hemen kapısının açılıp içerisinden her tarafında kol saati takılmış bir adamın çıktığını gördü...
..ve adam gecenin siyah sessizliğini bir gök gürültüsü edasıyla yırtarcasına bağırdı...
" hububat fiyatları, hububat fiyatları !"

yazılar sayfası

 

 

copyright © 2008 Ulaş Kurugüllü

site dahilindeki her tür materyali site dışına çıkartmak, kopyalamak, sözlük, forum, e-mail, başka mecralarda izinsiz ve/veya kaynak göstermeden kullanmak yasak olup

Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerince dava açılabilme hakkını doğurmaktadır...